DUAM

Bu aralar dostlar, yazabileceğim hiçbir şeyim yok.
Acı bu durum.
Çok acı.
Eskiden içim az biraz acısa, beni rahatlatırdı kağıtlar.
Ve cümlelerim kafiyeli…

 

Şimdi içim kanıyor, kağıtla da aram yok.
Uyak bile bana uzak.
Hala ne bir sevgili, ne sık görüşülen bir arkadaş…
Kimse yok!

 

Ardından bu sıkıntıda birini görüyorum.
Belki diyorum ulan belki bu sefer…
Çok sürmüyor zaten,
Bir iki günden,
Onu da biri götürüyor ve o da hemen biniyor arabasına, adamın.

 

Ben olsam diyorum bazen o adam, yüzüme bir tokat.
Ve ardından yine tokat gibi yüzüme çarpılan kapılar.
Hep mi dram arkadaş, bu ne biçim melodram?

 

Değişsin artık şu şarkı.
Ama yok…

 

Bin kere anlatsa da hoca bi öğrenciye dersi,
Adam anlamıyorsa anlamıyor işte.
Bin kere anlatılanı iki bin kere sorabiliyor.

 

Ve sorarım da…

 

Nasıl denk getiriyorsun tanrım?
İki günde o adamla tanışabilen o kız ,
İki milyon günde nasıl benle tanışamıyor?
Nasıl selamlarımı duymuyor.
Hepsini mi başkasına yazdın?

 

Gelince yanına sen bana sor, ben sana…
Yakacaksan, yakarsın zaten.
Yazacak olsan da çoktan yazardın.

 

“Ya bana denk getirme sevebileceklerimi,
Ya da başkasına yazma”dır duam.

06.03.2012

15:48

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

Sorunun cevabını ver bakalım * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.


ssd hosting